Müşteriniz Web Sitenize Girdiğinde İlk 30 Saniyede Ne Oluyor?
Bir müşteri web sitenize girdi.
Henüz sizi tanımıyor.
Hizmet kalitenizi bilmiyor.
Kaç yıldır bu işi yaptığınızı bilmiyor.
Ekibinizin ne kadar iyi olduğunu da bilmiyor.
Elinde yalnızca bir ekran var.
Ve karar vermeye başladı.
00:01
Site açıldı.
00:03
İlk görüntüyü gördü.
00:07
Ne yaptığınızı anlamaya çalışıyor.
00:12
Güvenilir olup olmadığınızı sorguluyor.
00:18
Fiyat, hizmet veya örnek çalışma arıyor.
00:24
İletişime geçip geçmemeye karar veriyor.
00:30
Ya sitenizde kalıyor…
ya da geri tuşuna basıyor.
00:01 — Site Açılıyor mu?
İlk sınav tasarım değil.
Beklemek.
Ziyaretçi linke dokunduğunda ekran uzun süre boş kalıyorsa henüz logonuzu bile görmeden sorun başlamış demektir.
Çünkü kullanıcı sizin sitenizin neden yavaş olduğunu düşünmez.
Sunucuyu bilmez.
Kodları bilmez.
Optimizasyonu bilmez.
Sadece şunu hisseder:
“Bu biraz uğraştıracak.”
Ve internette uğraştıran şeylerin alternatifi genellikle bir dokunuş uzağındadır.
00:05 — “Ben Doğru Yerde miyim?”
Site açıldı.
Şimdi müşterinin kafasındaki ilk gerçek soru geliyor:
“Bunlar ne yapıyor?”
Ana ekranda:
“Geleceğe birlikte yürüyoruz.”
“Kalitenin yeni adresi.”
“Hayallerinizi gerçeğe dönüştürüyoruz.”
gibi cümleler olabilir.
Güzel duyuluyor.
Ama müşteri hâlâ ne sattığınızı bilmiyor.
Bir ziyaretçinin işletmenizi anlamak için dedektiflik yapmasına gerek olmamalı.
Bir oto servis:
Motor bakım ve araç onarım hizmetleri
diyebilir.
Bir güzellik merkezi:
Cilt bakımı, lazer epilasyon ve profesyonel güzellik uygulamaları
diyebilir.
Bir web ajansı:
İşletmeler için web sitesi ve özel yazılım çözümleri
diyebilir.
Basit.
Net.
Anlaşılır.
00:09 — Gözler Tasarımı Taramaya Başlıyor
İnsanlar çoğu web sitesini kitap gibi okumaz.
Önce tarar.
Başlık.
Fotoğraf.
Buton.
Menü.
Bir sonraki bölüm.
Sonra tekrar yukarı.
Bu yüzden ziyaretçinin önüne aynı anda:
12 buton,
6 renk,
4 kampanya,
hareket eden yazılar,
açılır pencere,
WhatsApp bildirimi,
çerez bildirimi,
kampanya bildirimi
koymak daha fazla bilgi vermek anlamına gelmez.
Bazen sadece daha fazla gürültü anlamına gelir.
İyi tasarım ziyaretçiye:
“Her şeye bak.”
demez.
“Önce buraya bak.”
der.
00:13 — Müşteri Sizi Test Ediyor
Şimdi işler değişiyor.
Ziyaretçi ne yaptığınızı anladı.
Ama size güveniyor mu?
Muhtemelen şu soruların bazılarını zihninde cevaplamaya çalışıyor:
- Gerçek bir işletme mi?
- Daha önce kimlerle çalışmış?
- Yaptıkları işler nasıl?
- İnsanlar memnun mu?
- Nerede faaliyet gösteriyor?
- Ulaşabileceğim gerçek bir telefon numarası var mı?
- Sosyal medya hesabı aktif mi?
- Fotoğraflar gerçek mi?
Burada dev sloganlardan çok küçük detaylar çalışır.
Gerçek ekip fotoğrafları.
Gerçek çalışmalar.
Gerçek adres.
Gerçek yorumlar.
Net iletişim bilgileri.
Çünkü güven çoğu zaman bir bölümden değil, küçük işaretlerin toplamından oluşur.
00:17 — “Bana Uygun Bir Şey Var mı?”
Artık müşteri sizi değil, kendisini düşünüyor.
Bir güzellik merkezinin sitesindeyse:
“İstediğim işlem var mı?”
Bir restorandaysa:
“Menüde ne var?”
Bir emlak sitesindeyse:
“Aradığım bölgede ilan var mı?”
Bir yazılım firmasındaysa:
“Benim istediğim sistemi yapabiliyorlar mı?”
İşte burada işletmelerin yaptığı önemli bir hata ortaya çıkıyor.
Web sitesi çoğu zaman şirketi anlatmak için hazırlanıyor.
Oysa ziyaretçi şirketi dinlemek için gelmiyor.
Kendi probleminin çözümünü arıyor.
00:21 — Fiyat Sorusu
Her müşterinin aklından geçmese bile çok kişinin kafasında aynı soru vardır:
“Bunun bana maliyeti ne olacak?”
Her işletme fiyatlarını web sitesinde yayınlamak zorunda değil.
Ama müşteriyi tamamen karanlıkta bırakmak da iyi olmayabilir.
“Teklif alın.”
demek yerine:
“Başlangıç paketleri”
“Çalışmaya göre fiyatlandırma”
“Ücretsiz ön görüşme”
“Size uygun paketi inceleyin”
gibi yollar sunulabilir.
Müşteri bir sonraki adımda neyle karşılaşacağını bilmek ister.
Belirsizlik arttıkça iletişime geçme isteği düşebilir.
00:25 — Kritik An
Ziyaretçi sizi beğendi.
Hizmeti buldu.
Güven oluşmaya başladı.
Şimdi ne olacak?
Burada web sitesinin en önemli sorularından biri ortaya çıkıyor:
“Ziyaretçiden şimdi ne yapmasını istiyoruz?”
Aramasını mı?
WhatsApp mesajı göndermesini mi?
Randevu almasını mı?
Teklif istemesini mi?
Menüyü incelemesini mi?
Ürün satın almasını mı?
Bir sayfada beş farklı ana hedef varsa çoğu zaman hiçbir hedef yeterince güçlü görünmez.
İyi bir sayfanın belirgin bir sonraki adımı vardır.
00:28 — Parmağı Ekranın Üzerinde
Müşteri artık karar noktasında.
Bir buton görüyor:
“Bizimle iletişime geçin.”
Dokunuyor.
Karşısına 11 alanlı form çıkıyor.
Ad.
Soyad.
E-posta.
Telefon.
Firma.
Görev.
Konu.
Mesaj.
Adres.
...
Kullanıcı sadece şunu soracaktı:
“Fiyat alabilir miyim?”
Bazen müşteriyi kaybetmek için kötü hizmet vermeniz gerekmez.
İletişime geçmesini gereğinden fazla zorlaştırmanız yeterlidir.
00:30 — Karar
Otuz saniye geçti.
Müşteri henüz sizinle konuşmadı.
Dükkanınıza gelmedi.
Ürününüzü denemedi.
Hizmetinizi almadı.
Ama sizin hakkınızda bir fikir oluşturdu.
Profesyonel.
Karışık.
Güvenilir.
Eski.
Kaliteli.
Ucuz görünüyor.
Büyük firma.
Küçük işletme.
İlgimi çekmedi.
Ve bunların çoğunu siz tek kelime söylemeden yaptı.
Web Sitesi Sessiz Bir Satış Görüşmesidir
Bir satış personeli müşteriyle karşılaştığında ne yapar?
Önce karşılar.
Ne istediğini anlamaya çalışır.
Doğru ürünü gösterir.
Soruları cevaplar.
Güven oluşturur.
Sonra müşteriyi bir sonraki adıma yönlendirir.
İyi bir web sitesi de aslında aynı şeyi yapmalıdır.
Sadece bunu sessizce yapar.
30 Saniyelik Test
Kendi web sitenizi açın.
Ama bu kez işletme sahibi gibi değil, sizi hiç tanımayan biri gibi bakın.
30 saniye boyunca şu soruların cevaplarını arayın:
- Bu işletme tam olarak ne yapıyor?
- Bana ne sunuyor?
- Neden güvenmeliyim?
- Aradığım hizmeti nereden bulacağım?
- Sonraki adımım ne?
- İletişime geçmek kolay mı?
30 saniyede bu cevapları bulamıyorsanız müşterinizin de bulamama ihtimali yüksek.
Çünkü web sitesindeki en önemli yarış bazen Google sıralamasında değil;
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış.
Bu yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşan ilk kişi olun.